Subcribe to our RSS feeds Join Us on Facebook Follow us on Twitter Add to Circles
2013 sbs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2013 sbs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2013 Çarşamba

YARIN YENİ SBS VAR: BENDEN SİZE HEDİYE: YARIN ÇIKMASI OLASI MATEMATİK SORULARI


Yarın yani 28.11.2013 tarihinde 8. Sınıflara Matematik,Türkçe ve Din kültürü ortak sınavları yapılacak. Siz öğrencilerime ve takipçilerime faydalı olması açısından 20 soruluk bir matematik denemesi derledim.Bu açıdan deneme soruları çıkması olası sorulardan hazırlanmıştır. 20 soruya 40 dakika süre vererek optik form ile çözmenizi tavsiye ediyorum. 
Yarın ki sınavda herkese başarılar...


MATEMATİK DENEMESİNİ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

*CEVAPLAR YORUMLARIN İÇİNDEDİR.

15 Kasım 2013 Cuma

2013-2014 ORTAK SINAVLARDA (8. SINIFLAR) BİLMENİZ GEREKENLER ( YENİ SBS HAKKINDA)









ortak sınavlarda farklı öğretmenler öğrencilerin başında duracak.

sınav günü ders olmayacak.

sınav için ücret yatırılmayacak.

özel haller dışında herkes kendi okulunda sınavına girecek.

geç kalan öğrenci sınava girebilecek ama ek süre verilmeyecek.

öğrenciler sınav tamamlanmadan sınıftan çıkmayacak.
Yanlış doğruyu götürmeyecek. Yani boş bırakmamaya çalışın.

10 Kasım 2013 Pazar

VELİLERİN VE ÖĞRENCİLERİN OKUMASINI ÖNERDİĞİM KİTAPLAR

VELİLERİN VE ÖĞRENCİLERİN OKUMASINI ÖNERDİĞİM KİTAPLAR


1- Kitap adı: Hayvan Çiftliği , Yazar adı: George Orwell


2- Kitap adı: Küçük Kara Balık , Yazar adı: Samed Behrengi


3- Kitap adı: Ağaca Tüneyen Baron , Yazar adı: İtalo Calvino


4- Kitap adı:Boyalı Kuş , Yazar adı: Jerzy Kosinski


5- Kitap adı: Martı , Yazar adı: Richard Back




6- Kitap adı: Küçük Pıtırcık , Yazar adı: Sempe / Goscinny


Merhaba sevgili öğrencilerim;

Sizlere gerek okulda gerek evde sıkça söylenen şey " Eline bir kitap al , biraz kitap oku " sözlerine benzer şeylerdir. Bunları büyüklerimizden,öğretmenlerimizden ve ailemizden sıkça duymamıza rağmen onların elinde hiç kitap görmeyiz. SİZDE BU VE BUNUN GİBİ SEBEPLERLE OKUMUYORSUNUZ. HAKSIZ SAYILMAZSINIZ YANİ. Ben ne okulda öğretmenlerin elinde güzel bir kitap gördüm ne de ailelerin okuma alışkanlığı olduğunu. Zaten istatistikler de ülkece okumadığımızı gösteriyor. 

HER NEYSE...

BUNLARI BİR KENARA BIRAKIN VE SİZE VERECEĞİM TAVSİYELERLE ÖNERDİĞİM BU KİTAPLARI OKUMAYA ÇALIŞIN.

Bu kitapların hepsi beni etkileyen,güldüren, dizi ya da film izler gibi sıkmayan ve düşündüren kitaplardan seçmedir. İlerde belki başka kitap isimleri de verebilirim.

Bir kitabı nasıl okumanız gerektiğini size verdiğim kitaplardan biriyle örneklendirmeye çalışayım :

  1. Mesela "George Orwell" tarafından yazılmış "Hayvan Çiftliği" ni okudunuz ya da okuyorsunuz.
  2. Bilmediğiniz sözlerin ve hoşunuza giden cümlelerin altını çizin.
  3. Kitapta en sevdiğiniz karakteri ve en sevmediğiniz karakteri seçin. Neden sevdiğinizi ve sevmediğinizi bir kağıda yazın.
  4. Kitabı siz yazsaydınız kitabın ismini ne koyardınız ve kitabın sonunu nasıl bitirirdiniz? Bunları bir kağıda not alın.
  5. Günde ne kadar sayfa okuduğunuzu ve kaç günde kitabı bitirebildiğinizi de not defterinize yazın. Her gün ne kadar zamanınızı kitaba ayırdığınızı da.
  6. Kitabı filme uyarlamak isteseniz nasıl bir film çekerdiniz, nerede çekerdiniz, kimleri karakterlerin yerinde oynatmak isterdiniz bunları bir hayal edin.
  7. Okuduğunuz kitapların yazarlarını ve isimlerini ezberlemeye çalışın. Çünkü okuduğunuz kitabın ismini ve yazarını bilmiyor olmanızla en sevdiğiniz arkadaşın ismini sürekli unutmanız arasında pek bir farkın olmadığını unutmayın.
  8. Annenizle ve babanızla kitap hakkında konuşun. Ve ailenizin de kitap okumasını siz sağlayın.Yoksa bu gidişle onların bir şey okuyacağı yok.
  9. Okuduğunuz kitaplar için bir pano yapıp oraya kitaptan güzel sözleri ve sizi etkileyen şeyleri yazabilirsiniz.
  10. O pano doldukça sizinde bilgileriniz ve kitap okuma şevkiniz artacaktır.
Bir daha ki yazımda İZLEMENİZİ ÖNERDİĞİM FİLMLERİ sizlerle paylaşacağım.

Görüşmek üzere...

17 Ekim 2013 Perşembe

DERSHANE ŞART MI? DERSHANEYE GİTMEDEN BAŞARILI OLMANIN YOLLARI



Bunun çok kolay bir cevabı var ama önce bu soruya bir başka soru ile karşılık vermek gerekir aslında.
Dershaneden ne bekliyorsunuz?
Açıkçası Türkiye'de çoğu aile çocuklarının eğitimine sadece sponsor olarak katkıda bulunuyor. Eğitim sisteminden, derslerden, öğretmenlerden, öğrenci ortamlarından,yeni über nesilden bihaberler. Bu da doğal çünkü herkes ekmeğinin peşinde koşarken birde çocuğunun peşinde koşacak zamanı ve enerjiyi bulamıyor. Sonuçta kazanılan para çocuklarımız için diye düşünüyor aileler ve PARA İLE EĞİTİM SAADETİ olacağını sanıyor! Bu yüzden sürü psikolojisi gereği "herkes dershaneye gönderiyor" bizim Kadriye'lerden ya da Tankut Beylerden ne eksiğimiz var denilerek uygun fiyat ve taksit seçenekleri ile buzdolabı alır gibi dershane bir nevi (en az bir yıllığına) satın alınıyor. Ama unuttukları ve ıskaladıkları bir şey var! Her şeyi satın alabilirsiniz ama "öğrenme ve öğretme şevkini" satın alamazsınız. AİLELER BUNU UNUTUYOR.
www.ankarakafasi.com 

Türkiye'de EĞİTİMi eğitimcilerin dışında herkes yaptığı için ve eğitimcilerimiz sadece çene çaldığı için eğitimde bir arpa boyu yol alamıyoruz. Okullara gidin gözlemleyin,okul ve dershane çıkışlarına gidin ve ortamları izleyin ne demek istediğimi rahatlıkla görebilirsiniz.

ÜLKEMİZDE DÖNER ZİNCİRİ OLAN ADAM DERSHANE İŞİNDE PARA VAR DİYE BU İŞE GİRİYOR. BÖYLE BİR EĞİTİM KAFASI OLAN BİR ÜLKEYİZ.




Bu kadar SOSYAL MESAJ verdikten sonra konumuza dönelim. Dershaneler ne yapar ne yapamaz kısmının en önemli noktası hiç kuşkusuz öğrencinin profilidir. Yani öğrenci ortalamanın üzerinde bir öğrenci ise dershanenin katkısı olabilir ama zaten belli temelleri yok ise dershane sadece iç huzur sağlamak için eğitime para harcama bahaneniz olmaktan öteye geçmez. www.ankarakafasi.com 
Çoğu aile ve öğrenci de dershaneye İÇİNİ RAHATLATMAK İÇİN GİDER VE KAYIT OLUR. 





Ortalamanın altında ki bir öğrencinin iyi bir öğrenciden daha çok çalışması gerektiği için dershanenin hızı her zaman eksik kalacaktır. Bu açıdan dershanelerin çoğu yavaş ve hantaldır. Kendi kafalarına göre takılırlar. Sizin eksiğinize göre hareket etmezler yani. İyi öğrenciler zaten konuları çoktan bitirmiştir ve daha fazla soru tipi görmeye, denemelerde daha fazla net arttırmaya uğraşırlarken siz temelde debelenip durabilirsiniz. 
BU AÇIDAN DERSHANELER ZATEN TEMELİ OLAN VE BAŞARILI ÖĞRENCİLERE HİZMET EDERLER. Çünkü dershaneler derece sınıflarının dışındaki öğrencilerin geleceğini pek önemsemezler. Çünkü dershanenin reklamını yapacak kişiler il ya da Türkiye derecesi yapacak öğrencilerdir. Siz ise yolun başında, kazanma ihtimali pek olmayan öğrencilersiniz pek umurlarında değilsiniz demektir. Umurlarında oldukları tek nokta taksitleri ödemenizdir.  www.ankarakafasi.com 



Özellikle son senelerde fahiş fiyatlı butik dershaneler ve özel okullar kendilerince eğitime yeni yeni modeller getirdiler. ASLINDA bunların hepsi kandırmacadan başka bir şey değildi. Hafıza yöntemleri ile matematik ve tarih anlatan dershanelerden tutun akıllı tahta ve tablet ile bu işin olacağını sanan çakal yatırımcılar aslında ezber eğitimin sınırlarını fazlası ile zorladılar. Örnek vermek gerekirse bu video yu izleyebilirsiniz :




Hayatımda bu kadar kötü tarih anlatan bir hoca görmedim desem yeridir. Buna benzer matematik ve diğer derslerin hocaları da mevcut. Hepsi fason!!! Eğitimi eğlenceli hale getirmek gerekir ama eğitim olaylar ve tarihler ezberlemeye odaklanma işi değildir. Ya da görsel şekilde bir sunum öğrenmek için yeterli bir öğretim tekniği değildir. Çünkü her öğrenci farklı algı biçimine sahiptir. Diyelim ki öğrenciye tarihte bir bölümü böyle anlattın ve ezberlemesini sağladın sonrası ne olacak???
Olaylar ve durumlar arasında nasıl ilişki kurmasını sağlayacaksın? Sınav soruları zaten konuyu bilmeni değil konular arasında ilişki kurabilme üzerine kurulu bir yapıda iken bu tamamen insanları kandırmaktan başka bir şey değil bence. Ki bu örnek işini iyi yaptığını söyleyen Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinden mezun olmuş öğretmen kadrosu olan bir dershane! Gerisini varın siz düşünün.Çöpe atılan paralar, çöpe giden yıllar cabası!

ÖĞRENMEK HER ŞEYDEN ÖNCE MERAK ETME İLGİSİ İLE ALAKALIDIR. 

Öğrenci ülkemizde güneyde ve kuzeyde dağların neden denize paralel olduğunu merak etmeli. Ya da matematikte her hangi bir soru onu uykudan uyandırabilecek bir araştırma,bulma şevki oluşturmalı. Bunu başarabilen bir dershane henüz görmedim.

www.ankarakafasi.com 

Ders çalışmayı bir zorunluluk değil bir alışkanlık bir sevda olarak görebilmeli. Ve en önemlisi bunu sadece sınavlar için yapmamalı. Hayatın ta kendisi için yapmalı. Analiz etme ve öğrenilen bilgilerden yeni bilgiler üretebilme yetimiz gün geçtikçe azalıyor. DERSHANELERİN VE SINAV SİSTEMİNİN ASLINDA PEK İŞE YARAMADIĞININ BİR DİĞER KANITI AŞAĞIDAKİ VİDEOLAR. OKULLARIMIZIN DURUMU İÇLER ACISI. BUNU BİR ÖĞRETMEN OLARAK SÖYLÜYORUM.

 bir sonraki yazım: DERSHANEYE GİTMEDEN BAŞARILI OLMANIN YOLLARI






 











15 Ekim 2013 Salı

ÇOCUĞUNUZU (YA DA KENDİNİZİ) KURBAN ETMEYİN! : BAYRAM NASİHATLERİ




  • Ülkemizde sürekli bir bayram havası var maşallah.Sanki gece gündüz çalışıp bir şeyler üretiyormuş gibi bayramı hak ettiğimize kendimizi fazla inandırmışız sanırım. Bu işte kötü bir durum.
  • İyi tarafı bayramlar ve böyle uzun süreli tatiller bizim planlarımızı kontrol etmemiz için önemli dönemeçler. Bu vakitleri iyi değerlendirmek gerek.
  • Her anne,baba ya da sınava çalışan kişi genelde masanın başında saatlerce oturunca başarılı bir ders çalışma performansı sergilediği yanılgısına kapılır. Masa başında uzun saatler oturmak sadece sabır ve irade işidir. "Kaliteli çalışma" sistematik olmayı gerektirir.
  • Bu açıdan günde "2" saat çalışın ama bu çalışma sizi diğer güne yeni bir bilgi ile taşısın. Yeni bir şey öğrenmiyorsanız bir yerlerde bir sorun var demektir. Aynı yerde tur atıyorsunuz demektir.
  • Yeni bir şey öğrenmemek var olan bilgilerinde sığlaşmasına sebep olur. En iyi dersi matematik olan bir kişinin sürekli matematik testi çözmesi aslında onu köreltir. Çünkü artık kanıksadığı yollardan gidiyordur ve bu bir tür ezberdir.
  • Farklı dersleri ve eksiklerinizi sevmek için yollar deneyin. Tarih sevmiyorsanız tarihi savaş filmleri izleyin, diziler izleyin. Sonra o döneme kitaptan çalışın. Siz o filmi ya da diziyi çeken yönetmen olsaydınız hangi sahneler eklerdiniz diye düşünün. Coğrafya için belgesel ve benzeri şeyleri izleyebilir yorumlar yapabilirsiniz. Bunları sadece ders için değil bilgiyi hayata geçirebilmek ve "yeni bir şey öğrenmenin keyfine varmak" için deneyin.
  • Günde 1 saat kitap okursanız belki "Victor Hugo" olmazsınız ama çok büyük bir şeyi başarırsınız. Okumak öğrenmenin direncini arttırır. Okuma yetisi gelişmemiş insanlar çalışmaktan haz almazlar. Asıl başarısız sınav sonuçlarının temelinde biraz da bu yatar.
  • Mesela KPSS'ye ya da YGS'ye hazırlanan bir öğrencisiniz. Önemli olan eksiğinizi bulmanızdır. Yeni şeyler öğrenmek başlangıçta bilgisizlikten dolayı insana zor gelir. Ama çok fazla ve hızlı yükseliş sağlar bunu unutmayın.
  • Bayramda kavurmanın dibine vurmayın. Dengeli beslenmeyi elden bırakmayın. Aldığınız proteinlerin hakkını verin.
  • Ve bol bol şükür edin. He şey için , her an için...
  • Hepinize hayırlı bayramlar...


1 Ekim 2013 Salı

SINAVLARA HAZIRLANAN ÖĞRENCİLERE VE SAĞLIKLI YAŞAMAK İSTEYEN HERKESE BESLENME PROGRAMI: BÖLÜM 1 - KAHVALTI





Günlük protein miktarınız kilonuz ne ise en az o kadar olsun. (Mesela 70 kg iseniz 70 gr protein alın.Örneğin bir yumurtada 6 gr protein var, 160 gr ton balığında ortalama 40 gr protein vardır) 

Çünkü Kahvaltıda Protein alımına dikkat etmek şart!

Yumurta ( A sınıfı büyük yumurta alın.Bu da 6 gr protein demektir.Sarısında B vitamini vardır ayrıca) farklı şekillerde günlük tüketmeye bakın. (kıymalı yumurta protein oranı olarak yüksektir ama ben yeşil biber,maydanoz,mantar ve baharatlı şeklini daha çok seviyorum)


Isıl işlem görmüş maddeleri tüketmeyin. ( Sucuk,sosis,salam gibi şeylerden uzak durun) 2 haftada bir canınız çok çekerse kaliteli firmaların ürünlerinden tadımlık yiyebilirsiniz.


Ekmek olarak beyaz ekmek yememeye dikkat edin. Kepek ya da Çavdar ekmeği yiyebilirsiniz.

Çay içiyorsanız şekersiz için. Kahvaltıda taze meyve suyu ya da meyve de tüketebilirsiniz bir miktar.

Günlük en az 2 lt su için. ( Bol idrara çıkmayı sorun olarak görmeyin.Arınmak iyidir.)(En önemli içeceğin su olduğunu unutmayın) Ve mümkünse güne başlarken bir bardak suyun içine bir damla elma sirkesi koyup için.Kanı temizler.

Protein oranı yüksek olan (süzme peynir gibi) peynirlerden yeyin. Peynir seçimine dikkat edin. Peynirin üzerine çörek otu atın bir miktar öyle tüketin.

Kahvaltılarda en az 2 ceviz yerseniz ( Kaman cevizi mesela süperdir ve bitkisel omega-3 açısından hafıza koruyucu özelliğe sahiptir) 

Tuzsuz zeytin yiyebilirsiniz (zeytin yağı ve kekik içinde bekletilmiş olursa süper olur) ama TUZdan uzak durun. Çünkü tuz neredeyse her şeyde var. Fazladan almaya gerek yok.


Mevsim yeşillikleri ve sebzelerini kahvaltıda tüketebilirsiniz. Maydanoz,nane,semizotu,tere,roka,reyhan,ısırgan otu,marul,yeşil biber,rendelenmiş havuç ve kahvaltıların olmazsa olmazı domates,salatalık tüketmekte fayda var. Bir miktar sirke ile ( elma sirkesi) kanı temizlemiş olursunuz. Keten tohumu da koyarsanız ( bir tatlı kaşığı keten tohumu omega-3 açısından zengindir ve yeterlidir)

Daha ekleyecek çok şey var ama şimdilik aklıma gelen bunlar. Mümkün olduğunca kolay bulabileceğiniz şeyler yazmaya çalıştım. Sonuçta Vedat Milor olmamıza gerek yok. Sağlıklı ve aktif bir yaşam ( bir sınav süreci) için olması gereken şeyler bunlar. Umarım faydalı olur. Sizde yorumlarınızla kahvaltıma eşlik edebilirsiniz.
 ÖĞLE YEMEĞİ BÖLÜMÜNDE GÖRÜŞMEK ÜZERE... 

not: Kuzenim ( Deyzemin evladı yani:) ile muhabbetimiz sonucunda ortaya çıkan bir yazı dizisi olacak bu beslenme programı ve sağlıklı sınav önerileri. Ozan'a buradan special thanks to...

29 Eylül 2013 Pazar

Öğrenciler,Öğretmenler için Kılık Kıyafet Yönetmeliği : OKULDA NE GİYİLEBİLİR NE GİYİLMEZ


Bir kaç öğrencim ve yine bir kaç öğretmen arkadaşımın bana sorduğu kılık kıyafet ile ilgili önemli kısımları burada paylaşayım da herkes az çok haklarını ve sorumluluklarını bilsin istedim. Her ne kadar özgürlükçü bir anlayışım olsa da kılık kıyafet gibi istismara açık konuları ancak eğitimle %100 özgür hale getirebiliriz. Çünkü zihinler değişmedikçe ancak şeklimizin değişmesi bir halta yaramıyor. Bunun farkına varmak /  vardırmak gerek!





Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi Ne Diyor? YENİ SBS HAKKINDA OLAN BİTENLER


MEB'in uzun süren bir çalışma olarak adlandırdığı " Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi" kimilerine göre bir facia kimilerine göre ise fevkaladenin fevkinde. Bana göre artıları da eksileri de olan bir sistem. Zaten  Meb'in tanıtım videosu sistemin artıları üzerine odaklanmış. "Dershaneler kapatılacak" efsaneleri ile tezatlık içeren bir çoğul sınav sistemi (senede 1 olan sınavın 12 sınavımsıya dönüşmesi) olan yeni model SBS aslında sınavın sayısını sürece yaymaktan başka bir şey yapmıyor. Her ne kadar Şirin baba Nabi Avcı sınavın sayısının arttırıldığının gerçekleri yansıttığını düşünmüyor. O öyle düşünmese de hem öğrenci hem öğretmen ve velilerde genel bir yazılının sınav hissiyatı vereceği gerçek. Sürece yayılan sınavın şüphesiz avantajları var. Ama bence asıl sorun sınavın içeriğinde ve bu içeriğin bir reforma uğramadan şekil değiştirmesi ve var olan sistemi öğrenci temelli hale getirememesinden kaynaklanıyor. Öğretmen niteliğine paralel giden öğrenci niteliği ise işin ayrı trajikomik yönü. Öğretmenlerin çoğunun daha çok çalışması, üretmesi ve öğrenciyi nitelikli hale getirebilmek için bu işe gönül vermesi gerekiyor. Arabamın modeli, Toki'nin taksiti, oğlanın dershane taksiti, kızın keman dersini düşünerek akşam hangi yemeği hangi diziyi izleyeceğini düşünen öğretmen profilinden kurtulmamız kolay değil. Eğitimi kişisel hayatımızda ki hatalarımızı öğrencilerin tekrarlamayacağı şekilde dizayn etmemiz gerek. Ki bizim sürekli örnek almaya çalıştığımız Finlandiya,Japonya, Güney Kore örneklerinden ziyade Brezilya gibi örneklere bakmamız gerek. Bu açıdan " Paulo Freire" bize kısmen yol gösterebilir. Ama asıl sistem bir yerden kopyala yapıştır usulünden ziyade ülke dinamiklerinden oluşacak bir gereksinim sistemidir. " Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi" nin ne getirip ne götüreceğini önümüzde ki yıllarda hep birlikte göreceğiz. Eğer ömrü buna vefa ederse...

26 Eylül 2013 Perşembe

DERS NOTU NASIL TUTULUR? SINAV KAZANDIRAN ÖNERİLER

Ders Notu Örnek Sayfa

Malum yeni dönem başladı ve verdiğim özel dersler,eğitim danışmanlığı epey zamanımı aldığı için siteye her gün yazı yazamıyorum. Bunun bir nedeni de işe yarayacak paylaşımları siz sınav tiryakilerine sunma isteği. Bu yazımda "DERS NOTU NASIL TUTULUR?" bunu verdiğim örnek sayfa ile göreceğiz.

Ben bu örneği kendim,kardeşlerim ve özel ders öğrencilerimde uyguladım ve %100 başarı sağladım. Sizlerde bunu uygulayıp benimle fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim. Bu örnek şablonu kendim oluşturdum ve bu konuda bir çok kaynak karıştırdım. Mesela "RON FRY" ın "öğrenci çalışma teknikleri" bunlardan biri. Ama açıkçası benim ki daha modern ve açıklayıcı diyebilirim.


"Nasıl not tutulur" bunu adım adım birlikte görelim ve yukarıda ki örnek sayfada bunu değerlendirelim:

DEFTERİNİZ YA "spiralli defter" olsun ya da boş A4 sayfaları (farklı renkte sayfalarda olabilir,derslere göre renli sayfalar seçebilirsiniz) üzerinde çalışın. Okul,dershane  ya da özel ders için çok ortalı kalın defterleri taşıyarak hamallık yapmanıza bu sayede gerek kalmayacak.


  1. Eğer dersi ya da izlediğiniz bir ders videosunu bir aşk filmi gibi izlerseniz emin olun başarı elde edemezsiniz. Bilgiler uçup gider , önemli noktalar unutulur. Ne demişler "söz uçar yazı kalır".
  2. Mümkün olduğunca anlayacağınız şekilde not alın. Sürekli kullandığınız kısaltmalar ve terimleriniz olsun. Bu uzun ve sıkıcı yazmaktan daha faydalıdır. Not tutmak bir beyin egzersizidir. Notlara baktığınız zaman konulara geri dönüş yaparsınız. Hatırlamanız kolaylaşır.
  3. Öncelikle ders ya da video başlığını yani kaçıncı ders ya da video olduğunu yazın. Bunu sol üst köşeye yazıyorsunuz. 
  4. Atına dersin ya da videonun süresini yazın. Ders genelde 40 dk olur ama video ne kadar ise onu da yazabilirsiniz. Ya da özel ders hocanızın anlattığı dersin ne kadar süreceğini yazın.
  5. Sayfa numaraları sayfanın üst ortasına yazın. Çünkü ilerde bu karışıklıkları önleyecek.
  6. Sayfanın sağ üst köşesine o günün tarihini ve derse başlama saatinizi ile ders bitince bitiş saatinizi yazın. Bitiş süresini yazma sebebimiz video ya da kendi kendinize kitap çalışırken bazen ders uzuyor ve 40 dk çalışmanız gereken ders 60 dk olabiliyor. Bunların hepsi bizim için önemli. Sizin çalışma grafiğinizi ortaya çıkaracak.
  7. Konu ne ise onun başlığını yazın ve DERSE BAŞLAMADAN KİTAPTAN YA DA GEREKLİ KAYNAKTAN SADECE KONU BAŞLIKLARINA BAKARAK BİR KONU ŞEMASI ÇIKARIN.
  8. Derse başlamadan çıkarılan konu şeması dersi daha kolay anlamanızı ve ders sonunda nereye,nerelere çalıştığınızı daha kolay hatırlamanızı sağlayacak.
  9. Her sayfada bir köşeye (hep aynı yer olursa iyi olur) ya da post it ile o sayfada önemli olan yerleri ( öğretmeninizin ya da kitapta burası önemli denen yeri) not alın. Hatta o kısım sayfanın bir nevi küçük özeti,önemli bilgiler deposu olsun.
  10. Daha sonra defterimizden bu sayfaları kopararak şeffaf dosyalara konulara göre yerleştireceğiz. Bu sayede her konu bir şeffaf dosyada olacak. İstediğiniz zaman o konuyu bulacak konunun istediğiniz bölümünü rahatça alıp okuyacaksınız. İstediğiniz yere kolayca taşımak ise cabası.

12 Eylül 2013 Perşembe

ÖĞRENCİNİN MALI MÜLKÜ: ÇALIŞMA MASASI VE SANDALYESİ NASIL SEÇİLMELİ ? NELERE DİKKAT ETMEK GEREKİR?

Sınavlar için Çalışma masası ve sandalyenin önemi? 

Dahilerin,zekilerin,başarılı insanların çalışma masaları nasıldı?


Hepimiz evde,işte,okulda aslında ofis tipi insan olduk çıktık. Az hareket ediyor, çok iş yapmaya çalışıp aslında fazla iş yapamadığımız gibi fiziksel olarak da kendimizi yıpratıyoruz. Eee yani ne yapalım diye soracak olursanız; diyeceğim şey mekanı daha stabil hale  getir olur. Bir öğrencinin ya da mezunun aslında tüm malı mülkü çalışma masası, sandalyesi , kitapları ve kırtasiye malzemeleridir. Bu açıdan çalışma zamanımızın büyük bir kısmını geçirdiğimiz çalışma masası ve sandalyesine önem vermeliyiz. Bazı masalar ve sandalyeler vardır ki üstünde bir test bile çözünce gözünüzün feri söner. Ama bazı çalışma masası ve sandalyesinde 8 saat su gibi akıp gider.
Bu açıdan tavsiyelerime kulak verin derim.


Kesinlikle yeterli ışık almayan yerlerde çalışmayın. Masanızı başka bir yere taşıyın. Ya da ortamın ışık seviyesini yeterli olacak şekilde düzenleyin. Bedeniniz sınavda ve sonrasında hala çalışıyor olmalı. Sağlığınızı önemseyin.


Yerde,yatakta,balkonda ve dikkatinizi dağıtacak yerlerde çalışmayın. İki büklüm olmak iyi ders çalışmak demek değildir. 


Eğer iki kardeş iseniz ( bu aileler için bir öneri) çalışma masalarını bu tipte kurun. Çünkü birlikten kuvvet doğar. Çalışan başka biri sizi çalışma konusunda motive eder.

Steve jobs'ın çalışma odası ve çalışma masası. Ne demişler "dediğimi yap yaptığımı yapma". Sizin karışık ve dağınık çalışmanız sizi Steve jobs yapmaz.

Albert Einstein'ın masasının üstü

Keza Albert Einstein'ın çalışma odası ve masası pek düzgün olmayabilir. Bir "Bilim adamı" dağınık olabilir ama bir "SINAV ADAMI" dağınık olmamalı. Siz Albert Einstein'a bakmayın düzenli olun.
Albert Einstein çalışma odası

Her ne kadar güzel ve şirin görünse de bu kadar renkli ve cafcaflı bir oda/masa siz fark etmeden sizi yorar. Çalışma masası ve sandalyesi sade olmalıdır. Odayı da bu sadeliğe göre dizayn etmek gerekir.


Ben odada ki  masa/sandalye konumunun bu olması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü 

kapıya ve pencereye bakan çalışma masası ve sandalyesi konsantre bozmaktan başka bir işe yaramaz. Sürekli biri kapıyı açacak diye ya kapıya ya da  kim geçecek acaba diye pencereye yönelirsiniz. Aynı şekilde petek ya da kalorifere dayanan masalarda pek akıl karı değildir. Özellikle kışın sıcaktan gevşersiniz. Pencere ya da açılan bir yerde iseniz de üşürsünüz. Buna göre en iyi seçim "DUVARA KARŞI ÇALIŞMAK" tır.



Ayrıca çalışma masanızın duvarında sizi motive edecek bir yazı ya da resim olabilir. Ama bunu abartmayın. Mesela kazanmak istediğiniz üniversitenin ya da gitmek istediğiniz şehrin güzel bir fotoğrafını poster olarak duvarınıza asın. Güzel ve çalışma isteği arttıracak bir slogan da koyabilirsiniz. Ders çalışırken sıkıldığınız ya da bunaldığınız zaman oraya bakıp enerji toplarsınız.


Son olarak çalışma masanızın üzerinde minumum eşya olsun. Çalışma masası da bu şekilde basit ve işlevsel bir şey olabilir. Sadece düz katlanabilen bir masa bile olur. Üzerine sadece çalışacağınız 2-3 kitabı (en fazla) müsvedde kağıdınızı ve kalem,silgi,açacak koyun yeter. Masa saati koymayı pek tavsiye etmiyorum çünkü zaman geçmek bilmiyor algısı sizi yorabilir. Bu yüzden az ve öz şeyleri masaya koyun.

Çalışma masasının altında ayaklarınızın gireceği kadar boşluk olsun. Rahat edebilin yani. Sandalye ise ne çok rahat ne çok sert olsun. Çok rahat bir sandalye uyku getirir. Yani 2000 tl lik bir sandalye sizi çok iyi çalıştırır demek değildir. Ergonomik olsun bizim olsun yeter. Önemli olan işlevsel ders çalışabilmektir. Günde 6 saat verimli ders çalışan birinin dereceye girmesi sadece an meselesidir.

İşte bu yüzden çalışma masanıza ve sandalyenize önem verin. İlerde daha detaylı olarak bu konuyu tekrar işleyeceğimi de belirteyim.



SINAV SÜRESİ YETMİYOR, SINAV SÜRESİNİ YETİŞTİREMİYORUM DİYENLER BURAYA : B.Ö.T. KURALI


Sınava girenlerin en önemli sorunsallarından biri "YETİŞMİYOR ABİ SENDROMU" dur. Aslında bu hemen hemen herkes için geçerli bir durumken "YETİŞTİRENLER" in farkı  bir tekniklerinin olmasından kaynaklanır. Bunun en temelinde ise daha çok "DENEME-YANILMA" vardır. Meşhur bir söz şöyle der :    "Ever tried. ever failed. no matter. try again. fail again. fail better"  yani "Yine dene Yine yenil Daha iyi yenil". Samuel Beckett çok güzel özetlemiş aslında olayı. Denedikçe ve yenildikçe en doğrusunu bulacaksınız beyler/bayanlar. Ama biz bunu şöyle özetleyelim.


Sınavlarda hızlı olmak için üç şey şarttır: 1- Bilgi 2- Öncelik 3- Taktik  yani B.Ö.T. KURALI

1- Bilgi : Konuya hakimseniz ve yeterli miktarda ( farklı tiplerde) soru çözdüyseniz artık konuya hakimsiniz demektir. Konuya hakim olmak için konuyu iyi bir kaynaktan çalışıp "500 soru" çözmeniz yeterlidir.

2- Öncelik : Sınavdan önce öncelik sıranızı bilmeniz gerekir. Hangi sorular ve testler size daha fazla puan getirecek ise ona göre bir sıralama yaparak çözebilirsiniz. Diyelim ki katsayısı 0,6 soru varken 0,1 lik soruları çözmeyin. Sınava yazık olur.

3- Taktik : Sınavdan 2-3 ay öncesinden bir başlama ve bitirme taktiğiniz olmalıdır. Hangi bölümden başlanacak ve nasıl devam edilecek bu iyi tespit edilmelidir. Sınav anında taktik değiştirmeyin ya da sorular üzerinde çok oyalanmadan turlama tekniği ile önemli-kolay-zor  sıralamasına göre soruları çözün. 

Kısacası önemli olan ne kadar çok soru görürseniz o kadar başarılı olursunuz. Farklı kitapçıkların olmasından dolayı illa ki 1. sorudan başlayacaksınız diye bir şart yok. Zor soruyu çözünce size madalya vermezler. ÖSYM ile inatlaşmayın. Ne kadar çok soru çözerseniz o kadar iyidir diye düşünün.  

5 Eylül 2013 Perşembe

ÖĞRETMENE SORU NASIL SORULUR? SORU SORMA SANATI




Kaliteli Öğretmen ister okulda ister dershanede ister özel derste nerede olursa olsun güzel soru soran/sormasını bilen öğrenciyi sever. Ama her şeyden önemlisi "SORU SORMAK" öğrenmenin olmazsa olmazıdır. Bu açıdan soru sormaktan kaçınmamak gerekir. Bende burada SORU SORMA SANATI'na dair bir kaç şeyden bahsedeceğim.


  1. Soru soracağınız konu hakkında bilginiz yoksa ve ya ön hazırlığınız yoksa boşuna soru sormayın. İşte o zaman hem öğretmenin hem arkadaşlarınızın önünde saçmalamış olursunuz. Zaten hazırlıksız soru sorma eyleminin sizede faydası olmaz. Çünkü soru sormak ciddi bir iştir. Orjinal soruları ve tespitleri olan öğrenciler konuya zaten hakim olma eğilimindedirler. Bu bir göstergedir.
  2. Soru sormaktan korkmayın ama sorduğunuz sorularında bir çerçevesi olsun. Sormak istediğiniz alandan uzaklaşıp sohbet havasına girmeyin. Önemli olan sorunuzu sormanız ve cevabı anlamanız. Bu konuda pragmatist ( çıkarcı) olun.
  3. Soracağınız sorunun kitaplarda ve kaynaklarda benzeri olup olmadığına bakın. Gerekirse internet de kısa bir araştırma yapın. Onlarca benzeri olan soruyu hocaya sormanız kadar aptalca bir şey yoktur. Bu bir bakıma ders çalışmadığınızı da gösterir.
  4. Hangi dersin hocasına nasıl yaklaşacağınız bilmeniz gerekir.Her ders kendi için farklı özellikler ve içerikler taşır. Bir matematikçi ile bir biyolojiciye soru sorma yaklaşımınız farklı olmalıdır.
  5. Soracağınız soruyu bir yere yazmaktan ziyade o soruyu test ise kesip götürün, kesilmeyecek bir  yerde ise fotokopisini çekin ya da amelelik yapıp kitabı taşıyın (bunu tercih etmeyin bence). Çünkü herkes sorunun orjinal kaynağını görmek ister.
  6. Sorularınızı kesiyorsanız bir zarf içinde ya da dosya içinde derslere ve konulara göre ayırıp benzer soruların benzer yerde olmasını sağlayınız. SORULACAK SORULAR HAVUZU ya da YAPAMADIĞIM SORULAR klasörü yapın ve elinizin altında olsun.
  7. Sorularınızı hemen sorun. Sıcağı sıcağına sorun ki soru hakkında kendi fikirlerinizi ve yorumlarınızı unutmayın. Hatta kendi çözme yolunuzu ve aklınızdakileri bir kenara not edin. Bunlar soruyu sorarken çok işinize yarayacaktır.
  8. Mümkünse soruları biriktirmeyin. Biriktirdiğinizi hemen tüketmeye bakın. 
  9. Eğer öğretmenin anlattığını anlamıyorsanız hocam başka yollarla çözebilir miyiz diye sorun. Nasıl anlıyorsanız öğretmene ona göre siz yön verin.Yoksa hoca kendince anlatır. Olaya sizin gözünüzden ve kafanızdan bakamıyor olabilir.
  10. Başka hoca alternatifleriniz varsa onlara da soruyu sorun. En kısa ve aklınıza yatan çözümü öğrenin.
  11. Sorduğunuz sorulara benzer ya da sorduğunuz sorular hangi konuda ise ufak bir göz atma ile bolca test çözüp o konunun işini hemen bitirin.
  12. Hoca'ya sormadan önce iyi bildiğini düşündüğünüz arkadaşlarınıza da soruyu sorabilirsiniz. Bazen arkadaşların çözüm yolları size daha yakın olabilir.
  13. Soruyu çözememenizin sebeplerini bulmaya çalışın. Hocaya bunu sorun. Eğer konu eksiği ya da bu soru tiplerini fazla görmemişsin diyorsa ona göre bir yol izleyin.
  14. Yapamadığınız ve anlamadığınız soruların anlayana kadar bu işin peşini bırakmayın. Soru bankalarında,testlerde ve denemelerde ki yapamadığınız soruların hepsi aslında sizi daha iyi yerlere getirecek şeylerdir. Onları öğrendikçe başarınız kat ve kat artacaktır.
  15. SORU SORMAKTAN VAZGEÇMEYİN.SORUN ve SORUN ve .....

VE SON OLARAK DERSLERE GÖRE SORU SORMA TEKNİKLERİNDEN BAZILARI

Fizikçiler için alternatif soru çözümü yolları bulmayı önerin

Matematikçiler için kısa ve anlaşılır soruları sorun.Kısa yolları keşfedin.

Biyolojicilere olayın nedenlerini ve bu nedenlerin ne ile ilişkili olduğunu sorun.

Kimya için temel noktaları ve net olarak eksiklerinizi söylemesini isteyin.

2014 YENİ SBS SİSTEMİ-Temel eğitimden ortaöğretime geçiş sistemi


2014 yeni SBS sistemi hakkında daha önce 2014 SBS NASIL OLACAK diye uzunca bir yazı yazmıştım. Daha detaylı bilgi için o yazıyı okuyun derim. Şimdi burada ise kısaca yeni SBS sisteminden bahsedeceğim.
Üstte ki tabloda gördüğünüz derslerden 6-7 ve 8. sınıf öğrencileri ortak sınav olacak.Kendi okullarında,başka öğretmenler eşliğinde.


Sonra bu sınavlar ile yılsonu başarı puanları hesaplanacak. Bu matematiksel olay çokta mühim değil aslında. Sonuç olarak ne kadar yüksek alırsanız o kadar iyi sınavlarda. Ama ayrıca devamsızlık,kanaat notu gibi şeylerde kısmen önemli.


her ne kadar 6 ve 7. sınıflar önemli olsa da 8. sınıfın %70 etkisi var. Bu kısım 8. sınıfın önemini arttırıyor. 



Bu tabloda da yerleştirme esas puanının nasıl hesaplandığı ile ilgili bir örnek.


SONUÇ: 

Milli Eğitim öğrencilerin okulu önemsemesini istiyor kısacası. Bu açıdan ders kitapları da önem arz ediyor. Ayrıca ortak müfredata göre sınav yapılacağı için konuları iyi anlayan ve bilen öne geçiyor. Bu açıdan öğrencilerin iyi bir öğrenci koçuna ve bilgilendirici rehberliğe ihtiyaçları var. Ailelerin bu konuya dikkat etmeleri ise şart!

30 Ağustos 2013 Cuma

SINAV VE DERSLER İÇİN KAYNAK SEÇİMİ-HANGİ YAYINEVİ DAHA İYİ?


EN İYİ YAYINEVİ HANGİSİ MESELESİ

Herkesin kaynak ve kitap seçimi ile ilgili (yayınevi seçimi hakkında) forumlarda,sitelerde ve bir çok blogda sorduğu klasik sorular şunlardır: 


  • Hangi kaynaklara çalışmalıyız? 
  • Hangi deneme setini almalıyım? 
  • Hangi yayınevi daha iyi? 
  • Hangi yayınevinin konu anlatımı daha iyi?
  • Hangisinin soru çözümleri daha anlaşılır?
          Açıkçası bunun net bir yanıtı yok. Çünkü yayınevi ve kitap karpuz gibi seçilmez.Kişilerin ihtiyacına göre belirlenir.Bunu üç ana başlık altında toplarsak:

  1. Eğer konu eksiği olan bir öğrenci iseniz konuyu kısa ve öz anlatan ( kesinlikle ayrıntılı kitaplardan değil) bunun dışında bol açıklamalı çözümleri olan bir kaynaktan çalışmak faydalıdır. Bu temel eksikleri olanlar için geçerlidir tabi.
  2. Konu eksiğiniz yok ise bol miktarda soru çözecekseniz birbirinden farklı soru tiplerinin olduğu kaynakları seçin. Mümkün oldukça soru bankalarını bile soru cevaplı değil soru çözümlü almaya çalışın.
  3. Konu eksiğiniz yok ve belli bir sayıda soru çözüp kaynak bitirdiniz. Bu noktada "CİLA KİTABI" olarak adlandırdığım tekrar kitaplarından faydalanın. Bu kitaplarda boşluk doldurma,şekil,grafik ve yerleştirme gibi şeyler vardır. İncedirler ve tekrar için kullanılırlar. (1-5 tl arası fiyatları değişir) Bu kitapları alarak tekrar yapın,yazın,çizin,şekiller çizerek ve ilişkilendirmeler yaparak tekrar edin.
EN ÖNEMLİ ŞEYLERDEN BİRİDE ŞUDUR UNUTMAYIN:

     Kitapları tavsiyeye göre almayın. Bir arkadaşınız ya da internette bir yerden okuduğunuz şeyler size fikir verebilir ama siz bizzat kitap evine gidip o kitabın ihtiyaçlarınızı karşılayıp karşılamayacağına bakarak,elinizde ki kitaplardan farklı olup olmadığına bakarak seçiminizi gerçekleştirin. Evinizde fazla kitap olması çalışma motivasyonunuzu düşürür. Çünkü ben bunları nasıl bitireceğim korkusuna kapılırsınız. Bu iş fazla t-shirt almaya benzemez. Eski t-shirtünüzü kesip temizlik bezi olarak kullanırsınız ama elinizde size faydası olmayan kitaplar sadece yük olur.

     Çalışmaya başlarken en fazla 2 kitap seti olsun elinizin altında. Setleri eritmeye başladıkça ve kitaplığınızda BİTİRDİKLERİM ve BEKLEYENLER olarak (farklı isimler koyabilirsiniz ESKİ SEVGİLİLERİM ve YENİ SEVGİLİLERİM bile olur) iki farklı tarafta kitaplarınızı düzenleyin.Bitirdiğiniz kitaplar,soru bankaları,denemeler ve testler arttıkça kendinize güveniniz artacak ve bunları ben mi bitirdim vayyy beee diyeceksiniz kendi kendinize. Kitaplar evin tavanına yaklaştıkça ÖZGÜVEN'iniz de tavan yapacak emin olun. 

AŞAĞIDA VERECEĞİM LİSTE KPSS VE ALES KİTAPLARI İÇİN PİYASADA İSMİ BİLİNEN YAYINEVLERİNİN LİSTESİDİR. BUNLARI FİKİR VERMESİ AMAÇLI VERİYORUM. YAKINDA YAYINEVLERİNİN KAYNAKLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER YAPIP,KİTAPLARDAN ÖRNEK SAYFALAR VERMEYİ DE DÜŞÜNÜYORUM. HANGİ YAYINEVİ DAHA İYİ? DEDİĞİM GİBİ GEREKSİNİMLERE GÖRE DEĞİŞEN BİR ŞEYDİR BU.




21 Ağustos 2013 Çarşamba

2014 SBS NASIL OLACAK? 2014 SBS HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER


SBS'nin yerine getirilecek yeni sistemde Türkçe, Fen, Matematik, İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Yabancı Dil ve Din Kültürü'nden sınavlar aralık ve nisan ayı sonunda yapılacak.

Sınava giremeyen öğrenci 1 hafta sonra telafi sınavına girebilecek.

Testlerde yanlışlar doğruyu götürmeyecek.

Son dakika değişikliği olmazsa, yeni sistem şöyle işleyecek:

- ARALIK VE NİSAN'DA: Sınavlar Aralık ve Nisan ayı sonunda ve o zamana kadar işlenilen müfredata uygun konulardan yapılacak. Merkezi sınavlar her ders için ayrı ayrı yapılacak.

- YANLIŞLAR DOĞRULARI GÖTÜRMEYECEK: Sınavda çoktan seçmeli sorular (4 seçenekli) sorulacak. Yanlış cevaplar doğru cevapları etkilemeyecek. 3 sınavı olan derslerden 2. sınav, 2 sınavı olan derslerden ise 1. sınav merkezi olarak yapılacak.

- BAŞKA ÖĞRETMENLE: Öğrenciler kendi okullarında (olağanüstü haller dışında) sınava girecekler. Sınav salon başkanları ve gözetmenler, görev yaptıkları okulun dışında farklı bir okulda görev yapacaklar. Sınav görevlendirmeleri il/ilçe millî eğitim müdürlüklerince gerçekleştirilecek.

- TELAFİ: Geçerli bir özrü sebebiyle sınava giremeyen öğrenciler için sınavı takip eden haftada telafi sınavı yapılacak. Telafi sınavı, il ve ilçe merkezindeki sınav merkezlerinde yapılacak, öğrenciler bu sınava kendi okullarında giremeyecek.

- ÖĞRETMEN NOTU YÜZDE 40 ETKİLİ: Öğrencilerin dönem puanı, merkezi ortak sınavlar ile öğretmenler tarafından verilen puanlardan oluşacak. Öğrencinin merkezi yazılılardan aldığı puanlar yüzde 60 oranında etkileyecek.Öğretmeni tarafından verilen notlar ise yüzde 40 olarak etki edecek.Yerleştirme ortalaması bulunacak.

- DİN KÜLTÜRÜ DE ORTAK SINAV: Ortaokul 8. sınıfta öğretmen tarafından dönemsel olarak yapılan yazılı sınavlardan bir tanesi merkezi sınav olarak gerçekleştirilecek. Sınavlar temel dersler olan “Türkçe”, “Fen ve Teknoloji”, “Matematik”, “T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük”, “Yabancı Dil”, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” derslerini içerecek.

- HER YIL FARKLI: Öğrencilerin 6. sınıftaki puanları yüzde 10, 7. sınıftaki puanları yüzde 20, 8. sınıftaki puanları da yüzde 70 oranında etki edecek. 6, 7 ve 8. sınıfların yıl sonu başarı puanlarının ağırlıklandırmasına göre oluşan puan, öğrencinin bir sonraki eğitim basamağında devam edeceği okulu belirleyecek. Öğrencilerin gitmek istedikleri okullara yönelik olarak yaptıkları tercihler, puan esasına göre ve şeffaf bir şekilde değerlendirilecek ve liselere merkezi yerleştirme gerçekleştirilecek.

Devamsızlık dahi etkili
Liseye yerleştirmede puanların eşit olması durumunda “Tercih önceliği”, “Sırasıyla 8, 7 ve 6. sınıflardaki yıl sonu Başarı puanı yüksekliği”, “Okula özürsüz devamsızlık oranının azlığı”, “Doğum tarihinin daha sonra olması“, “Tercih başvuru tarihinde öğrencinin ikametine yakınlık durumu”na bakılacak.
MEB, okullarda yapılacak sınavlarda “yazılı” uygulamasından geçici bir süre vazgeçti. Sistem oturana kadar merkezi sınavlar test olarak yapılacak. Sistemin oturmasının ardından ise merkezi sınavların yazılı şeklinde yapılması hedefleniyor. Testlerdeyanlışlar da doğruları götürmeyecek.

Bakanlık son olarak Kazak sistemini incelemeye alırken, çocukların sadece merkezi sınav değil, 4 yıllık ders dışı performanslarının da liseye ve üniversiteye geçişte etkili olması kararlaştırıldı.

Her öğrenciye dosya
Her öğrenciye “dosya” açılması üzerinde durulurken, derslerden aldıkları notların yanı sıra ders dışı her türlü sosyal etkinlik yarışma ve başarılar da bu dosyaya eklenecek. Öğrencilerin gittikleri tiyatro, sinema, konser dahi bu dosyada yer alacak.
Yeni model belirleyecek
MEB, “Kazak Modeli”ni Türkiye’nin nüfus, öğrenci sayısı, bölgesel eğitim farkları ve eğitim yapısı gibi faktörleri dikkate alarak birebir uygulamayacak ancak testin yanında açık uçlu soru, öğrenci dosyası, her yıl okul tarafından genel kurallara göre sınav yapılmasını dikkate alarak yeni bir model belirleyecek.
Ev ödevleri artık değerlendirme dışı
Bakanlık, bu sisteme anne ve babaların müdahale etmemesi için ‘el becerileri’ni dikkate almayacak. Öğrencilere evde yapması için verilen ‘performans ödevleri’ni velilerin yapma ihtimaline karşın bu ödevler sınava etkili olmayacak ve dosyaya işlenmeyecek. Bu ödevler öğrencinin kendini geliştirmesi için verilecek.
Üniversite için ilk sınav 9. sınıfta
- Kazakistan’da 9. sınıfın sonunda girilen merkezi sınav öğrencinin aldığı eğitimi kanıtlaması için yapılıyor. Öğrenci 9 yıldan sonra isterse yüksekokula gidebiliyor ancak üniversiteye giremiyor. Üniversite için 10. ve 11. sınıfın okunması gerekiyor. Bu sınıflara geçişte de açık uçlu yapılan merkezi sınav devreye giriyor.
Seçmeli dersten sınav yapılıyor
- Merkezi devlet sınavı ise “açık uçlu” sorulardan oluşuyor ve 4 dersten yapılıyor; Matematik, Kazakça ya da Rusça, Seçmeli ders ile sınıf hangi alanı derinleştirerek okuduysa o dersten. Öğrencinin her yıl aldığı puan ile genel sınavdaki başarı puanı ile 10. ve 11. sınıfa geçebiliyor. Sınıf geçme de genel sınav da yazılı yapılıyor.
Her okunan ders için sınav yok
- Öğrenciler Matematik ve Kazakça’dan sınava giriyor. 9 yıllık eğitimi boyunca en fazla aldığı alan ile ilgili sınava giriyor. Örneğin öğrenci fizik, kimya biyoloji ya da felsefe gibi bir alana girdiyse bu derslerden birisiyle ilgili sınava giriyor. Ayrıca istedikleri ve eğitimini gördükleri bir seçmeli dersten de soru sorulabiliyor.
İşte Kazak eğitim sistemi
- Öğrenciler üniversiteye girmeden önce 11 yıllık eğitim almak zorunda. İlk 9 yılı mecburi. Üniversiteye gitmek isteyenler 10 ve 11. sınıfı okumak zorunda. Ortaokul 9. sınıfın sonunda bitiyor.
- Öğrenciler, birinci sınıf hariç her bir sınıf sonunda, aldıkları derslerden okullarının hazırladığı sınava tabi tutuluyor. Yıl içinde aldığı performans puanları ve sınav sonucuna göre göre öğrenci 1 ila 5 arasında puan alıyor. Öğrenci; 3, 4 ve 5 puan alırsa üst sınıfa geçebiliyor. 1 ve 2 alırsa sınıfta kalıyor ve sınıfı yeniden okuyor. Sınavlar açık uçlu yapılıyor.
Açık uçlu soru tekniği nedir?
Açık uçlu sorularda öğrenciye sadece soru veriliyor. Cevap seçeneği bulunmuyor, herhangi bir yönlendirici bilgi de verilmiyor. Öğrenciye adayı “konuşturacak” ya da “yorum yaptıracak” sorular soruluyor. Sorular adayın “analiz”, “sentez” ve “değerlendirme” yeteneklerine ulaşmayı hedefliyor. Bazı örnekleri şöyle:
- Açık uçlu matematik sorusu: Ayşe pazardan 6 limon alacaktır. 1 satıcı 2 limonu 75 kuruşa, diğer satıcı ise 4 limonu 1 TL’ye satmaktadır. Merve hangi satıcıdan 6 limon alırsa daha mantıklı davranmış olur, neden?
- Açık uçlu sosyal bilimler sorusu: Akut, Türk Kızılayı ve Sivil Savunma Örgütünün ortak amaçları nelerdir?
İşte size açık uçlu bir sınav sorusu
- Açık uçlu Türkçe sorusu: “Kitaplar ömür boyu yanı başımda, elimin altındadır. Yaşlılığımda ve yalnızlığımda avuturlar beni. Sıkıntılı bir avareliğin baskısından kurtarır, hoşlanmadığım kişilerin havasından dilediğim zaman ayırırlar beni. Fazla ağır basmadıkları, gücümü aşmadıkları zaman acılarımı törpülerler. Rahatımı kaçıran bir saplantıyı başımdan atmak için kitaplara başvurmaktan iyisi yoktur, hemen beni kendilerine çeker, içimdekinden uzaklaştırırlar.”
Parçaya göre kitaplar yazar için ne ifade etmektedir?
Cevaplar:
- Kitaplar, yazar için vazgeçilmezdir; hayatta her zaman onlara ihtiyaç duymuştur ve hep duyacaktır. (10 puan)
- Kitaplar, yazar için gerçek bir dost gibidir; yazar içini onlara açar, yalnız kaldığı zamanlarda onlar hep yazarın yanındadır (9 puan)
- Kitaplar, yazar için gerçek dünyadan bir kaçıştır. Acılarını unutmak ya da rahatlamak için kitaplar en iyi yol, vasıtadır. (9 puan)
- Yazarın kendisine en yakın bulduğu şey kitaptır. Zaman zaman kendi iç aleminden dahi uzaklaşıp onların dünyasına girer. (8 puan)
- Kitaplar, yazarın boş vakitlerini güzel ve verimli geçmesine yardımcı olan araçlardır. (7 puan)
Yanlış cevaplar:
- Yazar kitap okumakta zorlanmakta, vakit ayıramamaktadır.
- Yazar, sadece sıkıntılı dönemlerinde ve yalnız olduğu zamanlarda kitap okumaktadır.
- Yazar, hoşlanmadığı kişilerin havasından dilediği zaman ayrılmak için kitap okumaktadır.



2013 sbs konuları işte bunlardı
KISACASI 2014 yılı genel anlamda okul derslerinin de öneminin arttığı bir yıl olacak. Öğrencilerin ve Velilerin bunu bilerek hareket etmesi gerekiyor.