Subcribe to our RSS feeds Join Us on Facebook Follow us on Twitter Add to Circles
ankara kafası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara kafası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2014 Pazartesi

ASLINDA MATEMATİK ÇOK KEK!


Bütün istatistikler aynı şeyi gösteriyor. Matematik öğrenciler için başa bela! Peki gerek TEOG gerek YGS de öğrencilerin zorlandığı bu ders gerçekten zor mu? Matematiğe olan bu aşırı yüklenmenin altında ne yatıyor?

- Öğrenciler ilkokul birinci kademede (1den 5e kadar olan sınıflar ) ve özellikle ikinci kademede (6dan 8inci sınıfa kadar) seçmeli derslerden genelde matematiği seçiyor. Peki işe yarıyor mu?

Veriler yaramadığını gösteriyor.

-Özel derslerde,dershanelerde, etüt merkezlerinde ve internette ki online video derslerde en çok izlenen ve takip edilen yine matematik olmasına karşı niye hep aynı yerde aynı hataları yapıyoruz? Tıpkı yıllardır ingilizce öğretilemeyen öğrenciler gibi matematikte bir türlü öğrencilere kavratılamıyor.

Acaba yöntemde ve matematiği açıklarken yanlış öğretim teknikleri kullanıyor olamaz mıyız?

Bunun cevabını eğitimciler ve öğretmenler aramalı!

Bu sorularla ben uzun zamandır haşır neşirim ve ilerde inşallah yöntem ve tekniklerimi sizlerle daha detaylı şekilde paylaşacağım. Bunu hem veliler hem öğrenciler hem de öğretmenler/eğitimciler rahatlıkla kullanabilecek. Ama önce bu konularda biraz bilgi ve deneyim sahibi olmak gerekiyor. Bu açıdan size öncelikle iki tane kitap önereceğim. 

Bunlar : 1-Herkes İçin Matematik - John Allen Paulos
             2-çocuğuma matematiği nasıl anlatırım - Gordon w green

not: Piyasadan bulamazsanız kütüphanelerden ve sahaflardan edinebilirsiniz.




26 Mart 2014 Çarşamba

Bir MEB beceriksizliği olarak TEOG ve Eğitimde İdeoloji Gölgesi




Meb'in ne kadar beceriksiz olduğunun vesikası olan TEOG sınavı ilk açıklandığında sadece matematikten bir soru iptal olarak değerlendirilmişti.Sonradan (çaktırmadan) farklı alanlardan yanlış soruların olduğunu e-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi'nde not olarak düşülmüş. 

Meb özel okul-yurt ve dershane basmak!!! ve kendince denetlemek yerine önce kendi beceriksizliğini düzeltmeli diye düşünüyorum. PİSA raporları ortada. Daha önce bundan bahsetmiştim. Fatih projesi daha piyasada yokken takip eden ve bu konuda araştırmalar yapan biri olarak DEVLET eliyle eğitimin gün geçtikçe kötüleştiğini ve bunun sorumlusunun yine devlet mekanizması olduğunu düşünüyorum.
ankarakafasi.blogspot.com
Belki çok özel bir tespit değil ama hangi üst düzey Meb çalışanı ve siyasinin çocuğu devlet okulunda eğitim görüyor bunu bir araştırınca olayı anlıyorsunuz. Yoksa Sümerlerden bu güne tablet dağıtılıyor zaten.Önemli olan eğitim dağıtabilmek!
www.ankarakafasi.com
Bu açıdan son günlerde ki eğitime bulaşan ideoloji ve siyasi manevrayı tedirginlikle izliyorum. Bu konuda aileler,öğrenciler ve gerekli merciler takipçi olmalı. Kimsenin eğitime siyaset karıştırmaya hakkı yok. Bu kim olursa olsun!

4 Şubat 2014 Salı

Türkiye'nin Sanal Eğitim Algısı: Altın örümcek 2013 Eğitim ödülleri



Altın örümcek web ödüllerinin eğitim kategorisinin 2013 dereceleri yukarıda göründüğü gibi. İlk üçe girenlerden iki  tanesi banka birisi alkollü içecek firması. Halkın favorisi de çok manidar. Türkiye'de eğitim ne merkezli olduğunun, nasıl işlediğinin ve ne kadar önemsendiğinin küçük bir kanıtı. Söyleyecek çok da fazla bir şey yok. Hayırlı traşlar...

1 Şubat 2014 Cumartesi

Gelişim Psikolojisi Çalışanlara Süper Hediye: Is the Man Who Is Tall Happy? diyen Michel Gondry'nin Başrol oyuncusu bu kez Noam Chomsky



Michel Gondry belki öğrencilerimize/çocuklarımıza hatta kendimize örnek verebileceğimiz kafası farklı çalışan ve ana akımdan ayrılma eğilimleri olan bir sinemacı/yönetmen. Müzisyen bir anne ve ressam bir babadan gelen olumlu kalıtımsal özelliklerin birleşimi gibi. Eğer bu ağa beyimizin filmlerini izlemediyseniz izleyin derim. Ama bu yazıma konu olan şey Michel Gondry'nin bir Noam Chomsky belgeseli/animasyonu yapmış olması. Michel soruyor Chomsky cevaplıyor. Bize de izlemek düşüyor. Bilimi bir çok açıdan ele alan ve bunu güzel bir şekilde ( sahalarda görmeye alışık olmadığımız bir güzellikle) bize sunan Gondry büyük bir alkışı hak ediyor. Duygusal komedi ya da bir aksiyon filmi çekmektense bu işe girişmek bile başlı başına takdir edilecek bir hareket olduğu gibi Gondry dünyada varolan entellektüel bilim insanlarının yok olmaya yüz tuttuğunun farkında olarak böyle bir işede girişmiş olabilir. Dil gelişiminden,epistemolojiye kadar bir çok şeyi bize sunacak bu animebelgeseli (Is the Man Who Is Tall Happy?) sabırsızlıkla beklerken keşke ülkemizden de böyle şeyler çıksa demeden kendimi alamıyorum. Çünkü eğitim adına neredeyse hiç bir üretim içinde olmamamız ( test kitabı basmak haricinde) insanı düşüncelere gark etmiyor değil!

Uzun adam mutlu mu bilmiyorum ama Türkiye eğitimde son derece mutsuz değil mi?





17 Ekim 2013 Perşembe

DERSHANE ŞART MI? DERSHANEYE GİTMEDEN BAŞARILI OLMANIN YOLLARI



Bunun çok kolay bir cevabı var ama önce bu soruya bir başka soru ile karşılık vermek gerekir aslında.
Dershaneden ne bekliyorsunuz?
Açıkçası Türkiye'de çoğu aile çocuklarının eğitimine sadece sponsor olarak katkıda bulunuyor. Eğitim sisteminden, derslerden, öğretmenlerden, öğrenci ortamlarından,yeni über nesilden bihaberler. Bu da doğal çünkü herkes ekmeğinin peşinde koşarken birde çocuğunun peşinde koşacak zamanı ve enerjiyi bulamıyor. Sonuçta kazanılan para çocuklarımız için diye düşünüyor aileler ve PARA İLE EĞİTİM SAADETİ olacağını sanıyor! Bu yüzden sürü psikolojisi gereği "herkes dershaneye gönderiyor" bizim Kadriye'lerden ya da Tankut Beylerden ne eksiğimiz var denilerek uygun fiyat ve taksit seçenekleri ile buzdolabı alır gibi dershane bir nevi (en az bir yıllığına) satın alınıyor. Ama unuttukları ve ıskaladıkları bir şey var! Her şeyi satın alabilirsiniz ama "öğrenme ve öğretme şevkini" satın alamazsınız. AİLELER BUNU UNUTUYOR.
www.ankarakafasi.com 

Türkiye'de EĞİTİMi eğitimcilerin dışında herkes yaptığı için ve eğitimcilerimiz sadece çene çaldığı için eğitimde bir arpa boyu yol alamıyoruz. Okullara gidin gözlemleyin,okul ve dershane çıkışlarına gidin ve ortamları izleyin ne demek istediğimi rahatlıkla görebilirsiniz.

ÜLKEMİZDE DÖNER ZİNCİRİ OLAN ADAM DERSHANE İŞİNDE PARA VAR DİYE BU İŞE GİRİYOR. BÖYLE BİR EĞİTİM KAFASI OLAN BİR ÜLKEYİZ.




Bu kadar SOSYAL MESAJ verdikten sonra konumuza dönelim. Dershaneler ne yapar ne yapamaz kısmının en önemli noktası hiç kuşkusuz öğrencinin profilidir. Yani öğrenci ortalamanın üzerinde bir öğrenci ise dershanenin katkısı olabilir ama zaten belli temelleri yok ise dershane sadece iç huzur sağlamak için eğitime para harcama bahaneniz olmaktan öteye geçmez. www.ankarakafasi.com 
Çoğu aile ve öğrenci de dershaneye İÇİNİ RAHATLATMAK İÇİN GİDER VE KAYIT OLUR. 





Ortalamanın altında ki bir öğrencinin iyi bir öğrenciden daha çok çalışması gerektiği için dershanenin hızı her zaman eksik kalacaktır. Bu açıdan dershanelerin çoğu yavaş ve hantaldır. Kendi kafalarına göre takılırlar. Sizin eksiğinize göre hareket etmezler yani. İyi öğrenciler zaten konuları çoktan bitirmiştir ve daha fazla soru tipi görmeye, denemelerde daha fazla net arttırmaya uğraşırlarken siz temelde debelenip durabilirsiniz. 
BU AÇIDAN DERSHANELER ZATEN TEMELİ OLAN VE BAŞARILI ÖĞRENCİLERE HİZMET EDERLER. Çünkü dershaneler derece sınıflarının dışındaki öğrencilerin geleceğini pek önemsemezler. Çünkü dershanenin reklamını yapacak kişiler il ya da Türkiye derecesi yapacak öğrencilerdir. Siz ise yolun başında, kazanma ihtimali pek olmayan öğrencilersiniz pek umurlarında değilsiniz demektir. Umurlarında oldukları tek nokta taksitleri ödemenizdir.  www.ankarakafasi.com 



Özellikle son senelerde fahiş fiyatlı butik dershaneler ve özel okullar kendilerince eğitime yeni yeni modeller getirdiler. ASLINDA bunların hepsi kandırmacadan başka bir şey değildi. Hafıza yöntemleri ile matematik ve tarih anlatan dershanelerden tutun akıllı tahta ve tablet ile bu işin olacağını sanan çakal yatırımcılar aslında ezber eğitimin sınırlarını fazlası ile zorladılar. Örnek vermek gerekirse bu video yu izleyebilirsiniz :




Hayatımda bu kadar kötü tarih anlatan bir hoca görmedim desem yeridir. Buna benzer matematik ve diğer derslerin hocaları da mevcut. Hepsi fason!!! Eğitimi eğlenceli hale getirmek gerekir ama eğitim olaylar ve tarihler ezberlemeye odaklanma işi değildir. Ya da görsel şekilde bir sunum öğrenmek için yeterli bir öğretim tekniği değildir. Çünkü her öğrenci farklı algı biçimine sahiptir. Diyelim ki öğrenciye tarihte bir bölümü böyle anlattın ve ezberlemesini sağladın sonrası ne olacak???
Olaylar ve durumlar arasında nasıl ilişki kurmasını sağlayacaksın? Sınav soruları zaten konuyu bilmeni değil konular arasında ilişki kurabilme üzerine kurulu bir yapıda iken bu tamamen insanları kandırmaktan başka bir şey değil bence. Ki bu örnek işini iyi yaptığını söyleyen Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinden mezun olmuş öğretmen kadrosu olan bir dershane! Gerisini varın siz düşünün.Çöpe atılan paralar, çöpe giden yıllar cabası!

ÖĞRENMEK HER ŞEYDEN ÖNCE MERAK ETME İLGİSİ İLE ALAKALIDIR. 

Öğrenci ülkemizde güneyde ve kuzeyde dağların neden denize paralel olduğunu merak etmeli. Ya da matematikte her hangi bir soru onu uykudan uyandırabilecek bir araştırma,bulma şevki oluşturmalı. Bunu başarabilen bir dershane henüz görmedim.

www.ankarakafasi.com 

Ders çalışmayı bir zorunluluk değil bir alışkanlık bir sevda olarak görebilmeli. Ve en önemlisi bunu sadece sınavlar için yapmamalı. Hayatın ta kendisi için yapmalı. Analiz etme ve öğrenilen bilgilerden yeni bilgiler üretebilme yetimiz gün geçtikçe azalıyor. DERSHANELERİN VE SINAV SİSTEMİNİN ASLINDA PEK İŞE YARAMADIĞININ BİR DİĞER KANITI AŞAĞIDAKİ VİDEOLAR. OKULLARIMIZIN DURUMU İÇLER ACISI. BUNU BİR ÖĞRETMEN OLARAK SÖYLÜYORUM.

 bir sonraki yazım: DERSHANEYE GİTMEDEN BAŞARILI OLMANIN YOLLARI






 











15 Ekim 2013 Salı

ÇOCUĞUNUZU (YA DA KENDİNİZİ) KURBAN ETMEYİN! : BAYRAM NASİHATLERİ




  • Ülkemizde sürekli bir bayram havası var maşallah.Sanki gece gündüz çalışıp bir şeyler üretiyormuş gibi bayramı hak ettiğimize kendimizi fazla inandırmışız sanırım. Bu işte kötü bir durum.
  • İyi tarafı bayramlar ve böyle uzun süreli tatiller bizim planlarımızı kontrol etmemiz için önemli dönemeçler. Bu vakitleri iyi değerlendirmek gerek.
  • Her anne,baba ya da sınava çalışan kişi genelde masanın başında saatlerce oturunca başarılı bir ders çalışma performansı sergilediği yanılgısına kapılır. Masa başında uzun saatler oturmak sadece sabır ve irade işidir. "Kaliteli çalışma" sistematik olmayı gerektirir.
  • Bu açıdan günde "2" saat çalışın ama bu çalışma sizi diğer güne yeni bir bilgi ile taşısın. Yeni bir şey öğrenmiyorsanız bir yerlerde bir sorun var demektir. Aynı yerde tur atıyorsunuz demektir.
  • Yeni bir şey öğrenmemek var olan bilgilerinde sığlaşmasına sebep olur. En iyi dersi matematik olan bir kişinin sürekli matematik testi çözmesi aslında onu köreltir. Çünkü artık kanıksadığı yollardan gidiyordur ve bu bir tür ezberdir.
  • Farklı dersleri ve eksiklerinizi sevmek için yollar deneyin. Tarih sevmiyorsanız tarihi savaş filmleri izleyin, diziler izleyin. Sonra o döneme kitaptan çalışın. Siz o filmi ya da diziyi çeken yönetmen olsaydınız hangi sahneler eklerdiniz diye düşünün. Coğrafya için belgesel ve benzeri şeyleri izleyebilir yorumlar yapabilirsiniz. Bunları sadece ders için değil bilgiyi hayata geçirebilmek ve "yeni bir şey öğrenmenin keyfine varmak" için deneyin.
  • Günde 1 saat kitap okursanız belki "Victor Hugo" olmazsınız ama çok büyük bir şeyi başarırsınız. Okumak öğrenmenin direncini arttırır. Okuma yetisi gelişmemiş insanlar çalışmaktan haz almazlar. Asıl başarısız sınav sonuçlarının temelinde biraz da bu yatar.
  • Mesela KPSS'ye ya da YGS'ye hazırlanan bir öğrencisiniz. Önemli olan eksiğinizi bulmanızdır. Yeni şeyler öğrenmek başlangıçta bilgisizlikten dolayı insana zor gelir. Ama çok fazla ve hızlı yükseliş sağlar bunu unutmayın.
  • Bayramda kavurmanın dibine vurmayın. Dengeli beslenmeyi elden bırakmayın. Aldığınız proteinlerin hakkını verin.
  • Ve bol bol şükür edin. He şey için , her an için...
  • Hepinize hayırlı bayramlar...


1 Ekim 2013 Salı

SINAVLARA HAZIRLANAN ÖĞRENCİLERE VE SAĞLIKLI YAŞAMAK İSTEYEN HERKESE BESLENME PROGRAMI: BÖLÜM 1 - KAHVALTI





Günlük protein miktarınız kilonuz ne ise en az o kadar olsun. (Mesela 70 kg iseniz 70 gr protein alın.Örneğin bir yumurtada 6 gr protein var, 160 gr ton balığında ortalama 40 gr protein vardır) 

Çünkü Kahvaltıda Protein alımına dikkat etmek şart!

Yumurta ( A sınıfı büyük yumurta alın.Bu da 6 gr protein demektir.Sarısında B vitamini vardır ayrıca) farklı şekillerde günlük tüketmeye bakın. (kıymalı yumurta protein oranı olarak yüksektir ama ben yeşil biber,maydanoz,mantar ve baharatlı şeklini daha çok seviyorum)


Isıl işlem görmüş maddeleri tüketmeyin. ( Sucuk,sosis,salam gibi şeylerden uzak durun) 2 haftada bir canınız çok çekerse kaliteli firmaların ürünlerinden tadımlık yiyebilirsiniz.


Ekmek olarak beyaz ekmek yememeye dikkat edin. Kepek ya da Çavdar ekmeği yiyebilirsiniz.

Çay içiyorsanız şekersiz için. Kahvaltıda taze meyve suyu ya da meyve de tüketebilirsiniz bir miktar.

Günlük en az 2 lt su için. ( Bol idrara çıkmayı sorun olarak görmeyin.Arınmak iyidir.)(En önemli içeceğin su olduğunu unutmayın) Ve mümkünse güne başlarken bir bardak suyun içine bir damla elma sirkesi koyup için.Kanı temizler.

Protein oranı yüksek olan (süzme peynir gibi) peynirlerden yeyin. Peynir seçimine dikkat edin. Peynirin üzerine çörek otu atın bir miktar öyle tüketin.

Kahvaltılarda en az 2 ceviz yerseniz ( Kaman cevizi mesela süperdir ve bitkisel omega-3 açısından hafıza koruyucu özelliğe sahiptir) 

Tuzsuz zeytin yiyebilirsiniz (zeytin yağı ve kekik içinde bekletilmiş olursa süper olur) ama TUZdan uzak durun. Çünkü tuz neredeyse her şeyde var. Fazladan almaya gerek yok.


Mevsim yeşillikleri ve sebzelerini kahvaltıda tüketebilirsiniz. Maydanoz,nane,semizotu,tere,roka,reyhan,ısırgan otu,marul,yeşil biber,rendelenmiş havuç ve kahvaltıların olmazsa olmazı domates,salatalık tüketmekte fayda var. Bir miktar sirke ile ( elma sirkesi) kanı temizlemiş olursunuz. Keten tohumu da koyarsanız ( bir tatlı kaşığı keten tohumu omega-3 açısından zengindir ve yeterlidir)

Daha ekleyecek çok şey var ama şimdilik aklıma gelen bunlar. Mümkün olduğunca kolay bulabileceğiniz şeyler yazmaya çalıştım. Sonuçta Vedat Milor olmamıza gerek yok. Sağlıklı ve aktif bir yaşam ( bir sınav süreci) için olması gereken şeyler bunlar. Umarım faydalı olur. Sizde yorumlarınızla kahvaltıma eşlik edebilirsiniz.
 ÖĞLE YEMEĞİ BÖLÜMÜNDE GÖRÜŞMEK ÜZERE... 

not: Kuzenim ( Deyzemin evladı yani:) ile muhabbetimiz sonucunda ortaya çıkan bir yazı dizisi olacak bu beslenme programı ve sağlıklı sınav önerileri. Ozan'a buradan special thanks to...

29 Eylül 2013 Pazar

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi Ne Diyor? YENİ SBS HAKKINDA OLAN BİTENLER


MEB'in uzun süren bir çalışma olarak adlandırdığı " Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi" kimilerine göre bir facia kimilerine göre ise fevkaladenin fevkinde. Bana göre artıları da eksileri de olan bir sistem. Zaten  Meb'in tanıtım videosu sistemin artıları üzerine odaklanmış. "Dershaneler kapatılacak" efsaneleri ile tezatlık içeren bir çoğul sınav sistemi (senede 1 olan sınavın 12 sınavımsıya dönüşmesi) olan yeni model SBS aslında sınavın sayısını sürece yaymaktan başka bir şey yapmıyor. Her ne kadar Şirin baba Nabi Avcı sınavın sayısının arttırıldığının gerçekleri yansıttığını düşünmüyor. O öyle düşünmese de hem öğrenci hem öğretmen ve velilerde genel bir yazılının sınav hissiyatı vereceği gerçek. Sürece yayılan sınavın şüphesiz avantajları var. Ama bence asıl sorun sınavın içeriğinde ve bu içeriğin bir reforma uğramadan şekil değiştirmesi ve var olan sistemi öğrenci temelli hale getirememesinden kaynaklanıyor. Öğretmen niteliğine paralel giden öğrenci niteliği ise işin ayrı trajikomik yönü. Öğretmenlerin çoğunun daha çok çalışması, üretmesi ve öğrenciyi nitelikli hale getirebilmek için bu işe gönül vermesi gerekiyor. Arabamın modeli, Toki'nin taksiti, oğlanın dershane taksiti, kızın keman dersini düşünerek akşam hangi yemeği hangi diziyi izleyeceğini düşünen öğretmen profilinden kurtulmamız kolay değil. Eğitimi kişisel hayatımızda ki hatalarımızı öğrencilerin tekrarlamayacağı şekilde dizayn etmemiz gerek. Ki bizim sürekli örnek almaya çalıştığımız Finlandiya,Japonya, Güney Kore örneklerinden ziyade Brezilya gibi örneklere bakmamız gerek. Bu açıdan " Paulo Freire" bize kısmen yol gösterebilir. Ama asıl sistem bir yerden kopyala yapıştır usulünden ziyade ülke dinamiklerinden oluşacak bir gereksinim sistemidir. " Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi" nin ne getirip ne götüreceğini önümüzde ki yıllarda hep birlikte göreceğiz. Eğer ömrü buna vefa ederse...

19 Eylül 2013 Perşembe

ALES SECRET : ALES'İN SIRLARI


DAHA ÖNCE OKUMAYANLAR İÇİN :



2013 Ales sonbahar başvuruları bu gün gece itibari ile bitecek. Başvurularını yapmayan,ücretlerini yatırmayanlar elini çabuk tutsun. Ama biz öğrenci milleti ( lisansı bitirmek öğrenciliğin sona ermesi demek değildir) adrenalini ezelden beri hep sevdiğimiz için başvuruyu da sınava çalışmayı da hep sona bırakıyoruz. Bu sosyal mesaj içeren Ales yazımı burada noktalayıp ALESecret - Ales'in sırları adlı yazıma hemen başlayayım.

ALES SECRET'ın ilk kuralı: Ales hakkında millete kulak asmamaktır. (ben hariç)

ALES SECRET'ın ikinci kuralı: Ales hakkında konuşmamaktır.

ALES SECRET'ın üçüncü kuralı: Biri ben Ales'ten hiç çalışmadan über puan aldım diyorsa ona inanmamaktır.

dördüncü kural: Ales kişiyi bağlar ve eksiklerini çok çabuk keşfetmelisin.

beşinci kural: Son 10 yılın ( bu da 20 deneme ediyor) denemelerini çözmediysen sınava boşa giriyorsun demektir.

altıncı kural: Hızlı olmak için en az 30 deneme ve bu denemelerde ki performans düşüren noktaları tespit etmelisin.

yedinci kural: Denemeleri ve soruları zaman tutmadan sakın çözme. Süre biter kalem düşer.

sekizinci ve son kural: Eğer ilk girişinizse ve çalışmadıysanız üzülmeyin acısı çabuk geçer.

ÇOK KAPSAMLI ALES SORU ANALİZLERİ AZ BİR ZAMAN SONRA Kİ YAZIM :

ALES İN WONDERLAND'de olacak.

5 Eylül 2013 Perşembe

ÖĞRETMENE SORU NASIL SORULUR? SORU SORMA SANATI




Kaliteli Öğretmen ister okulda ister dershanede ister özel derste nerede olursa olsun güzel soru soran/sormasını bilen öğrenciyi sever. Ama her şeyden önemlisi "SORU SORMAK" öğrenmenin olmazsa olmazıdır. Bu açıdan soru sormaktan kaçınmamak gerekir. Bende burada SORU SORMA SANATI'na dair bir kaç şeyden bahsedeceğim.


  1. Soru soracağınız konu hakkında bilginiz yoksa ve ya ön hazırlığınız yoksa boşuna soru sormayın. İşte o zaman hem öğretmenin hem arkadaşlarınızın önünde saçmalamış olursunuz. Zaten hazırlıksız soru sorma eyleminin sizede faydası olmaz. Çünkü soru sormak ciddi bir iştir. Orjinal soruları ve tespitleri olan öğrenciler konuya zaten hakim olma eğilimindedirler. Bu bir göstergedir.
  2. Soru sormaktan korkmayın ama sorduğunuz sorularında bir çerçevesi olsun. Sormak istediğiniz alandan uzaklaşıp sohbet havasına girmeyin. Önemli olan sorunuzu sormanız ve cevabı anlamanız. Bu konuda pragmatist ( çıkarcı) olun.
  3. Soracağınız sorunun kitaplarda ve kaynaklarda benzeri olup olmadığına bakın. Gerekirse internet de kısa bir araştırma yapın. Onlarca benzeri olan soruyu hocaya sormanız kadar aptalca bir şey yoktur. Bu bir bakıma ders çalışmadığınızı da gösterir.
  4. Hangi dersin hocasına nasıl yaklaşacağınız bilmeniz gerekir.Her ders kendi için farklı özellikler ve içerikler taşır. Bir matematikçi ile bir biyolojiciye soru sorma yaklaşımınız farklı olmalıdır.
  5. Soracağınız soruyu bir yere yazmaktan ziyade o soruyu test ise kesip götürün, kesilmeyecek bir  yerde ise fotokopisini çekin ya da amelelik yapıp kitabı taşıyın (bunu tercih etmeyin bence). Çünkü herkes sorunun orjinal kaynağını görmek ister.
  6. Sorularınızı kesiyorsanız bir zarf içinde ya da dosya içinde derslere ve konulara göre ayırıp benzer soruların benzer yerde olmasını sağlayınız. SORULACAK SORULAR HAVUZU ya da YAPAMADIĞIM SORULAR klasörü yapın ve elinizin altında olsun.
  7. Sorularınızı hemen sorun. Sıcağı sıcağına sorun ki soru hakkında kendi fikirlerinizi ve yorumlarınızı unutmayın. Hatta kendi çözme yolunuzu ve aklınızdakileri bir kenara not edin. Bunlar soruyu sorarken çok işinize yarayacaktır.
  8. Mümkünse soruları biriktirmeyin. Biriktirdiğinizi hemen tüketmeye bakın. 
  9. Eğer öğretmenin anlattığını anlamıyorsanız hocam başka yollarla çözebilir miyiz diye sorun. Nasıl anlıyorsanız öğretmene ona göre siz yön verin.Yoksa hoca kendince anlatır. Olaya sizin gözünüzden ve kafanızdan bakamıyor olabilir.
  10. Başka hoca alternatifleriniz varsa onlara da soruyu sorun. En kısa ve aklınıza yatan çözümü öğrenin.
  11. Sorduğunuz sorulara benzer ya da sorduğunuz sorular hangi konuda ise ufak bir göz atma ile bolca test çözüp o konunun işini hemen bitirin.
  12. Hoca'ya sormadan önce iyi bildiğini düşündüğünüz arkadaşlarınıza da soruyu sorabilirsiniz. Bazen arkadaşların çözüm yolları size daha yakın olabilir.
  13. Soruyu çözememenizin sebeplerini bulmaya çalışın. Hocaya bunu sorun. Eğer konu eksiği ya da bu soru tiplerini fazla görmemişsin diyorsa ona göre bir yol izleyin.
  14. Yapamadığınız ve anlamadığınız soruların anlayana kadar bu işin peşini bırakmayın. Soru bankalarında,testlerde ve denemelerde ki yapamadığınız soruların hepsi aslında sizi daha iyi yerlere getirecek şeylerdir. Onları öğrendikçe başarınız kat ve kat artacaktır.
  15. SORU SORMAKTAN VAZGEÇMEYİN.SORUN ve SORUN ve .....

VE SON OLARAK DERSLERE GÖRE SORU SORMA TEKNİKLERİNDEN BAZILARI

Fizikçiler için alternatif soru çözümü yolları bulmayı önerin

Matematikçiler için kısa ve anlaşılır soruları sorun.Kısa yolları keşfedin.

Biyolojicilere olayın nedenlerini ve bu nedenlerin ne ile ilişkili olduğunu sorun.

Kimya için temel noktaları ve net olarak eksiklerinizi söylemesini isteyin.

3 Eylül 2013 Salı

YENİ YAZILARIN BAŞLIKLARI


Başarısızlıklara Üretilen Bahaneler



Ders çalışmaya bir türlü başlayamıyorum diyenler! 


Dershane, Özel Okul ve Özel ders'i neye göre seçmeliyiz?


DERECE ÖĞRENCİLERİNİN ORTAK NOKTASI

Özel yetenek sınavlarına nasıl hazırlanılır?

Sınavlara çalışırken AİLE'ye zaman ayırmanın kazanmada etkisi


ZAMAN YİYİCİLERİ YOK ETMENİN YOLLARI